|
|
EDEBİYAT
Edebiyat sayfası Öner ŞENLİK(Sayfadaki yazı ve içerik sorumlusu) |
Bu ay edebiyat sayfamızda mizahı işleyeceğiz : Önce mizahın çok kısa özgeçmişini hatırlatıp günümüze geleceğim.Elbette burada nitelikli, topluma mesaj veren,uyaran siyasi mizahtan bahsediyorum.Mizah özlenen sistemi ve dünyayı kurmak için mevcutla savaşmak demektir.Lâkin savaşın araçları silah değildir.Onunla alay ederek,komik duruma düşürerek,silah yerine mizahı kullanarak savaşmaktır bahsedilen. Hoca Nasrettin den Diyojen ve Marko Paşa’ya olan süreçte mizah gerektiği şekilde ve etkili kullanılarak, tek başına muhalefet etmiştir. Sonra görevi Gır gır,leman,penguen vb. gibi günümüz dergilerine devretmişlerdir.Günümüzde özellikle tiyatro,komedyen ve şovmenlerin soytarılık ve dalkavukluk yarışına girmeleri ve yönetenlerin tahammülsüzlükleri bu yazın emekçilerinin işlerini daha da zorlaştırmıştır. Günün yoğunluğunun yüklediği yorgunluk ve stresi gülerek atarken(ağlanacak halimize)birazda düşündürmektir maksadımız.
BÜYÜK GEÇMİŞ OLSUN
Atatürk, yurdumuzu ziyaret etmekte olan Yugoslav Kralı Aleksandr ile İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda konuşurken konuk kral:
-Ekselans, biz Türkleri çok severiz. Sevgimiz o kadar çok ki, vaktiyle Birinci Cihan Harbi'nin sonunda Lloyd George Batı Anadolu'yu Yunanistan'a teklif etmeden evvel bize teklif etmişti. Fakat biz Yugoslavlar, Türkleri çok sevdiğimiz için Lloyd George'un bu önerisini kabul edip Anadolu seferine çıkmadık.
Atatürk, kralın bu sözlerine karşılık cevabı şu olur:
-Haşmetmeap, evvela bize karşı olan sevginize teşekkür ederiz. Sonra ise, büyük geçmiş olsun derim...
************** ************ Yıldırım Akbulut'un ilginç icraatı
Eski Başbakanlardan Yıldırım Akbulut...
Malum, Akbulut siyasete atılmadan önce Erzincan'da bir süre Hal Müdürlüğü yaptı.
Yardımcılarından biri bir gün gelir..
-Efendim..der
-Elimizde hayli evrak birikti.. Bunları artık Seka'ya devretsek..
Akbulut bir süre düşündükten sonra...
-Evrakları Seka'ya devredelim ama ne olur ne olmaz, bir fotokopilerini alalım ondan sonra verelim.. ********** ********** Kimlik
Bir çiftlik evine davet edilen Kenan Evren, Orhan Gencebay ve Recep Tayyip Erdoğan aynı anda kapıya gelirler.
Kapıda bekçi karşılar. Ama bekçi güvenlik konusunda sıkıca tembihlendiği için gelenlere kimliklerini sorar.
Gencebay 'Beni herkes tanır. Bak sazımda elimde. Sazım benim kimligimdir.' der...
Bekçi tamam sizi sazınızdan tanıdım. Geçin' der.
Kenan Evren 'Bende Marmaris'te resim yapıyorum.
Herkes beni tanır. Bak paletlerimi de getirdim. Belki burada da resim yapacağım' der.
Bekçci 'Tamam sizi de tanıdım. Güzel hanımların resimlerini yapıyorsun, geçebilirsiniz' der.
Sıra Recep Tayyip Erdoğan'a gelince, Erdoğan, 'Ne kimliği, artistlik yapma lann!' der.
Bekçi bu kez, 'Tamam Başbakanım. Kimlik göstermenize gerek yok bu beyanınız yeter.' **************** Başbakan Erdoğan, dış destek aramak için İngiltere'yi ziyarete gitmiş. Ziyareti sırasında Kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Erdoğan, Kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş. Kraliçe de çevremi akıllı insanlarla doldurmak cevabını vermiş.
Erdoğan bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanların akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş.
Kraliçe, onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum diye yanıtlamış ve izin verin göstereyim demiş.
Kraliçe hemen Tony Blair'i aramış ve Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin:
Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz.Kimdir bu? diye sormuş.
Tony Blair: Bu benim, majesteleri diye yanıtlamış.
Kraliçe: Doğru.Teşekkürler,iyi çalışmalar Blair demiş ve Erdoğan'a dönerek: Gördünüz mü Sayın Erdoğan?
Evet majesteleri, çok teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım diyerek oradan ayrılmış.
Yurda dönüşünde hemen Unakıtan'ı yanına çağıran Erdoğan, "Kemal abi sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum" demiş.
Unakıtan "Tabii efendim, nedir?"
Erdoğan:
"Annenin bir çocuğu var, babanın bir çocuğu var, ve bu çocuk senin ne kız ne de erkek kardeşin. Kimdir bu?"
Unakıtan sağa bakmış sola bakmış düşünmüş taşınmış ve en sonunda: "Efendim bunu biraz düşünüp sonra size cevap versem??" demiş.
Erdoğan kabul etmiş ve Unakıtan oradan ayrılmış, vakit kaybetmeden Bakanlar Kurulunu toplantıya çağırmış, saatlerce bu soru üzerinde düşünmüşler, ama kimse bir cevap bulamamış.
En sonunda Kemal Unakıtan Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra:
"Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var, ve bu çocuk >sizin ne kız ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?"
Derviş: Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim! diye yanıtlamış.
Cevabı alan Unakıtan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum, Sayın Kemal Derviş" demiş.
Tayyip büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş: "Yanlış cevap Kemal Abi. Doğru cevap Tony Blair idi." *************** ************* | Komünist bayrağı | | | Rus devlet başkanı Brejnev Amerika'yı ziyaret ettiğinde Ford'un davetlisi olarak Beyaz sarayda davet edilmişti. Ziyaretin ertesi sabahı Ford Brejnev'e geceyi nasıl geçirdiğini sordu: Çok iyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm.
- Yaa ne gördünüz? - Beyaz sarayda komünist bayrağının dalgalandığını gördüm.
Brejnev'in bu cevabına Ford karşılık vermedi. Bir yıl sonra Ford'da Rusya'ya ziyarete gitti. Sabah olunca Brejnev ona nasıl uyuduğunu sordu. Ford: İyi uyudum ve ilginç bir rüya gördüm.
- Ne gördünüz? - Kremlin'de komünist bayrağı dalgalanıyordu.
Brejnev pek memnun olmuştu. Ford devam etti:
- Ama bayrakta acaip yazılar vardı. - Ne yazıyordu ne yazıyordu? - Vallahi okuyamadım zira yazılar Çince idi | ************ Açık oturum bir ülkede seçim öncesinde tv. de parti temsilcileri tartışmaktadır. homolar da parti kurmuş, temsilci olarak ülkenin en ünlü nonoşlarından birini göndermişlerdir. tartışmanın en hararetli bir anında nonoşun verdiği cevaplardan sıkışan bir aday, kurtuluşun çaresini hakaret etmekte bulur.
sizin parti iktidara gelemez der. nonoş cevap verir a-aa . nedenmiş ayol?? muhafazakar vatandaş otuz iki dişini göstererek sırıtır ve e. sizin başkan ib.neee deyince, nonoşun tepkisi farklı olur. ayol. bizim başkan memleketi g.tüyle yönetmeyecekki!! *********** *********** Başkan Bush'un yeni talimatı: -Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak. Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor. Başkan Bush küplere binmiş ve yetkiliyi çağırıp sormuş; - Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi? - Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş; - Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun ön yüzüne tükürmesi....." *********** ********** Özelleştirme | | | Temel evini satmak ister... Dursun da, "Alırım ama tek şartla; o da bana, bu evi alacağım kadar borç para verirsen" der... Temel, Dursun' a evi satar ve borç da verir... Az sonra Temel hafiften uyanır gibi olur ve hanımına sorar: - Yav Fadime, cepte para kalmadı; ev de yok... Bu nasıl alış-veriş?... -Temel ha bu senin yaptığın ev satışı falan değil, özelleştirme gibi bir şey ************ ********** | | | | Düşünce suçu Adamın birinin bir papağanı varmış.Papağan devamlı televizyon
seyrediyormuş.Adamda işten eve evden işe giden bir kişiymiş.Bir gün
adam papağanını kafesiyle birlikte balkona bırakmış ve işe gitmiş...
Bir saat sonra sokaktan polis aracı geçerken papağan bağırmaya
başlamış. KAHROLSUN PARALI EĞİTİM KAHROLSUN POLİS V.S.
Ekip aracı hemen durup sesin geldiği yere ateş etmeye başlamış.Ev
darmadağın olmuş.Eve gelen adam hayretler içinde bakakalmış.Neyse
diyerek evi yaptırmış. Ertesi gün aynı olay tekrarlayınca adam evi
gözlemeye başlamış.Ekip aracı karşıdan görününce başlamış papağan yine slogan atmaya tabi polis te ateş etmeye. Durumu gören ev sahibi papağanı alıp tavuk kümesine atmış.Papağan kümeste başlamış volta atmaya bunu gören tavuklar gülüyorlarmış.
Papağanın kafasıda atmış, tavuklara dönüp şöyle demiş...
-Ne gülüyonuz lan ben sizin gibi fahişelikten yatmıyorum.Düşünce suçundan yatıyorum...
| ******** ******** | | Lenin | | | Lenin ölüyor ve Tanri onu Cehenneme koyuyor. Ama bu Lenin dururmu hiç, başlıyor cehennemde insanlari örgütlemeye.
- "Bakin, biz burada yanıyoruz, acı çekiyoruz, öbürleri orada cennette rahatla bollukla yaşıyorlar olmaz böyle" diyor
ve cehennemde insanlar ayaklanmaya başlıyor. Melekler hemen gidiyorlar Tanriya; - "Tanrım Lenin cehennemi karıştırdı insanlar ayaklandı" diyorlar.
Tanrı da; - "O zaman onu alın Cennete koyun" diyor. Bu sefer de Lenin cennette basliyor konusmaya; - "Bakın, biz burada bolluk içinde yaşarken cehennemde yoldaşlarımız acı çekiyor, yanıyor, buna izin vermeyelim" diyerek orayı da karıştırıyor.
Melekler hemen gidiyorlar yine Tanrının huzuruna; - "Tanrım" diyorlar, "Lenin orayı da karıştırdı insanlar cennette de ayaklandılar ne yapalım?"
Tanrı; - "Getirin şu Lenin'i karşıma bakayım" diyor. Melekler gidip getiriyorlar Lenin'i, Lenin giriyor Tanrı'nın odasına, kapılar kapanıyor aradan 1saat geçiyor, 2 saat geçiyor, Lenin çıkmıyor odadan... Melekler iyice merak etmeye başlıyorlar...
Saatler sonra kapı açılıyor; Lenin çıkıyor içerden. Hemen giriyorlar melekler içeri; - "Tanrım, ne oldu bu kadar ne konuştunuz?" diye soruyorlar.
Tanrı: - "Ssst! Tanrı yok, hepimiz kardeşiz!!!" | ************** *************** | Iraklı Papağan | | | üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler alış veriş yaparken 'kahrolsun Amerika'diye ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini görürler.
Bunun uzerine Iraklı bakkal amcaya 'bu papağanı buradan yok et yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz'derler.
Askerler gittikten sonra bakkal amca kara kara düşünmeye başlar çünkü papağan kuşunu çok sevmektedir. Derken aklına cami imamının papağanı gelir.
Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve 'Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değişelim'der Hoca kabul eder ve değişim gerçekleşir.
Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri gelir, papağanı görürler ve kızarak :'biz sana bunu yok edeceksin demedikmi? ' Amca bu papağan o değil desede inandıramaz.
Sivri zekalı askerin biri ben şimdi anlarım bunun dünkü papağan olup olmadığını der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır: 'Kahrosun Amerika!! ses çıkmyınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler: -Kahrolsun Amerika! (ses yok) -Kahrolsun Amerika! (ses yok) -Kahrolsun Amerika!
papağan dile gelir -Amin evlatlarım... ************** istihbarat testi | | | Bilim adamları, birgün mağarada yaşı 1.582.903 olan bir insan fosili bulur, bu fosili istihbarat teşkilatlarını sınamak amacıyla kullanma kararı alırlar. Önce Japon istihbaratı mağaraya girer ve 15 dk sonra dışarı çıkıp derler ki; - Bu fosilin yaşı 1.400.000 ila 1.600.000 arasında... Daha sonra CIA girer ve 12 saat sonra baya bi havalı şekilde çıkarlar: - Bufosilin yaşı 1.500.000 ila 1.600.000 arasında, derler... Hemen ardından KGB girer ve sırf Amerikalılara inat içerde 2 gün kalırlar. 49. saatte çıkar derler ki; - Bu fosilin yaşı yaklaşık olarak 1.550.000 ila 1.600.000 arasında... En son olarak bizim MİT girer. Aradan bir hafta geçer mağaradan ses yok, 1 ay olur ses yok, 1.5 ay olur ses yok. Mağaranın dışında bekleşen gazeteciler daha fazla beklemeyip içeri girerken bizimkilerden biri çıkar dışarıya... Yaka paça dağılmış gömleğin yarısı dışarıda... Sigarası için bir ateş ister, sigarasını yakar, o sırada gazeteciler heyecanla; - İçeride çalışmalar nasıl efendim? Fosilin yaşını bulabildiniz mi? Bizimki sigaradan bir fırt çeker ve; - Fosilin yaşı tam olarak 1.582.903, der. Bunu duyan gazeteciler şaşkınlıkla sorarlar: - Nasıl başardınız bunu, fosilin yaşını tam olarak nasıl tahmin ettiniz? Bizimki sigaradan derin bir nefes çeker ve derki; - Zor oldu ama "Konuşturduk p***vengi" ********** ********** | Akıllı Eşek | | | Milletvekilinin biri bir köyu gezerken, bağlı olduğu değirmeni döndüren bir eşek görmüş.
Yanındaki köylüye sormuş;
Bu eşeğin boynundaki zil ne işe yarıyor ?
Efendim, demiş köylü, o zil sustuğunda eşeğin durduğunu anlıyorum. Müdahale edince tekrar harekete başlıyor.
Akıllıca ,demiş vekil peki eşek olduğu yerde durupta başını sağa sola sallarsa nereden anlayacaksın durduğunu?
Anlayamam ama, ne gezer efendim sizin gibi akıllı eşek buralarda ********* ********** | vekil aklı | | | Amerika'dan döner dönmez, elindeki kocaman bavulla Meclis kürsüsüne çıkan Kemal Derviş; - Bu bavulun içinde tam 14.3 milyar dolar var, demiş. Arkasından da sormuş: - Bu parayı nüfusumuza bölersek, kişi başına kaç dolar düşer? Milletvekilinin biri, derhal ayağa kalkarak cevap vermiş - 26 milyon dolar... - Ama 14.3 milyarı,70 milyona böldüğümüzde 26 milyon çıkmaz ki... - Ben, 70 milyona bölmedim ki... - Kaça böldün? - 550'ye!.. ********* ********* | | | | Akıllı insanlar akıllı insanlarla çalışır Einstein konferanslarına hep özel şoförü ile gidermiş. Yine bir konferansa gitmek üzere yola çıktıkları bir gün şoförü Einstein'a; "Efendim, uzun zamandır siz konuşmanızı yaparken ben de arka sıralarda oturup sizi dinliyorum ve neredeyse söyleyeceğiniz her şeyi kelimesi kelimesine biliyorum" demiş. Einstein gülümseyerek ona bir öneride bulunmuş: "Peki, şimdi gideceğimiz yerde beni hiç tanımıyorlar, o halde bugün palto ve şapkalarımızı değiştirelim, benim yerime sen yap konuşmayı, ben de arka sırada seni dinlerim." Şoför, gerçekten çok başarılı bir konuşma yapmış ve sorulan tüm soruları doğru yanıtlamış. Tam yerine oturacağı sırada bir kişi, o güne kadar konferansta sorulmamış ağır bir fizik sorusu sormuş. Şoför, hiç duraksamadan soruyu soran kişiye dönüp: "Böylesine basit bir soruyu sormanız gerçekten çok garip" demiş. Sonra da salonun arkasında oturan Einstein'ı işaret ederek şöyle devam etmiş:
"Şimdi size arka sırada oturan şoförümü çağıracağım ve sorduğunuz soruyu, göreceksiniz, o bile yanıtlayacak."
|
SON DAKİKA HABERLERİ
|