Anasayfa | EDEBİYAT | EĞİTİM | FOTO GALERİ | SPOR SAYFASI | YÖNETİM | Haber Ara | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

HABER ARA


Gelişmiş Arama

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ ANNEM

Okunma  Yazar :
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 397
Tarih  Tarih : 11 Şubat 2010 19:25

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ ANNEM
 
Bu ne yaman çelişki Annem Ne izcide ne yolcuda gidilecek yolun rehberi kalmadı. Öyle toz duman ki ortalık. Biz 1960’larda el yordamıyla bulabildiğimiz ger­çek parçacıklarıyla sınıf mücadelesine girdiğimizde, elimizin altında yanlış ve eksik de çevrilmiş olsa bir el kitabımız vardı: MARKSİZM. Emperyalizm dediğimiz güç, bu kadar karmaşık bunalımın içerisine girmemişti. Dolayısıyla bizi de bunaltamıyordu. İşçi sınıfı ve emekçi katmanlar arasında bizlerin de kolaylıkla kavrayamadığı bir birliktelik antlaşması vardı. Marksizmin güçlü eli, emekçiler arasındaki konsensusu, anlayış birliğini fazla dağılıp ikileşmeye meydan vermeden sağlıyordu. Tıpkı bugünkü gibi Brezilya dizilerinin taklitleri ev işçisi kadınlarımızı televizyon denen narkoz tüpünün karşısına kaidesi tozdan anlamsız heykeller halinde yerleştirmemişti. Emperyalizmin de çeşitlenen mücadele yöntemlerine karşı duracak çetrefilli oyunları yoktu. AT İZİ İT İZİNE BUGÜNKÜ KADAR KARIŞMAMIŞTI. Rize’nin Trabzon’un uşakları “kolbastıyı sen de­ğil ben icad ettim” gibi saçmalıklarla uğraşmadan sınıf mücadelesi veriyordu. O zamanki halkımız, ben beyin mıncıklaması diyeyim (siz ne derseniz deyin), olmamıştı. Ortadoğuda FKÖ’nün sosyalist militanları bugünkü gibi Hamasvari İslam faşistleriyle uğraşmadan antiemperyalist kavgasını civar ülkeler halklarının çocuklarıyla birleştirerek derinleştiriyordu. Bugünkü gibi bilgisayarlar (bilgi caydırıcıları) beynimizi darmaduman etmemişti. Tokatlı Alevi, Karslı Sünni arkadaşına “sen hangi mezheptensin” diye sormuyordu. Ömer’le Ali yan yana, dünyanın en kutsal birlikteliği olan emek eksenli ahbaplıklarını sarmaş dolaş sürdürüyorlardı. Kürt kardeşlerimiz “gelin Diyar-ı Bekiri Türk istilasından kurtarıp kendimize başkent yapalım” diyerek her ulustan ve dinden kardeşlerine sırt çevirmiyorlardı. Çalışanlar ortak düşmanları o­lan para anababalarına karşı birlikte direniyorlardı. Batman’daki petrol işçilerinin direnişi Karabük’te yürütülen aynı anlamdaki eylemlerle taçlandırılıyordu. İstanbul’da karaya çıkan Amerikan askerlerini Türkü, Kürdü, Alevisi, Sünnisi birleşerek de­nize atıyorlardı. Müzikçilerimiz, Rock in Coke ya da Barışa Rock gibi ayrı frekanslarda ötmüyorlardı. Emekçi sınıfların birlikteliğini parçalamak için Kürt ya da Alevi açılımı gibi suni döllenmeler mo­da haline getirilmemişti. Dağlarda ölen devrimcilere bir kısmımız “şehitler ölmez vatan bölünmez” ya da “üç tane terörist öldürüldü” gibi ayrıştırıcı slo­ganlarıyla emekçi çocuklarımızın kutsal bedenleri üzerinden politik çıkar sağlanmıyordu. Evet şöyle bir bakalım bütün bu suni bölünmeler kimin çıkarına işliyor? Bir taraftan Türk faşistlerini yönlendirsinler diye Amerikancı ve ırkçı payanda partiler kurdurulurken öte yanda güzelim Kürt halkının devrimcilerini düşman etmek için Kürt ırkçılığını körükleyen çorbacı partiler peydah ettiler. Namusum, şerefim, onurum, dünüm, bugünüm, aydınlık yarınım için yemin ediyorum ki, süregiden bu parçalanmışlıklar, uluslararası sermayenin, emekçilerin kendi gerçekliklerini görmemeleri için başlarına geçirdikleri çuvaldırlar. Gelin hep birlikte şu marşı söyleyelim: Gel Aydın’ın efesi Cepkeninle gel Gel Kölemerik yiğidi Nur saçan mekanınla gel Mezarından çık Mahir İpinden kurtul Deniz Erdal Eren gel Gel Ömer Ayna Gel İmam Hüseyin Gel İbn-i Sina, İbn-i Rüşd Gel Urfalı Babi, gel Mardinli Keko Gel ya Allah’ın Aslanı Ali Ya Ömer adaletinle gel Dirilip gelin Derlenip gelin Gül sarı kırsın zincirini Sermaye korkudan hop oturup hop kalksın, titresin Geldiler desin, gördüler desin Karabasanla uyansın Koç, Sabancı Neymiş ben Alevi ’yim yanımdaki yabancı Kollarımı olduğundan uzun a çmışım Anadolu ’yu kucaklıyorum Bir sebil sofra kuruyorum Her türlü gayrıinsani urbadan sıyrılmışım Aklım ve emeğim Aklınız ve emeğiniz Her hal ükarda BU İKİSİDİR TÜKETECEĞİNİZ Yaşasın dünya emekçilerinin birlikteliği!
 
Ayhan ALEMDAR
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et

Lütfü UZUNKALA Lütfü UZUNKALA
12 EYLÜL 1982 DARBE ANAYASASINA DA
Engin ŞENLİK Engin ŞENLİK
HAKSIZLIĞA VE EŞİTSİZLİĞE HAYIR...
İrfan ÇİFTÇİ İrfan ÇİFTÇİ
YİĞİT KAVGASIZ,ERGENEKON DALGASIZ OLMAZ
Ali KARAGÖZ Ali KARAGÖZ
HAYIR
Öner ŞENLİK Öner ŞENLİK
NÜKLEER DEMOKRASİ
Gürbüz ÇAPAN Gürbüz ÇAPAN
TBMM'ye Açık Mektup
Yılmaz ÖZDİL Yılmaz ÖZDİL
Anında görüntü (2)
Nuran YILDIZ Nuran YILDIZ
BU ÜLKENİN GAZETECİLERİ...
Özdemir KÖROĞLU Özdemir KÖROĞLU
İKİNCİ 12 EYLÜL;E DE HAYIR!!!
Talat KANBİR Talat KANBİR
SIVI DEMOKRESİ VE TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ
Avni BAVAŞ Avni BAVAŞ
HAYIRLI YARINLAR TÜRKİYE
Nurettin YOLCU Nurettin YOLCU
12 Eylül(HAYIR)lı olsun
Fikret TÜKENMEZ Fikret TÜKENMEZ
KARŞI DEVRİM
Kirman ÇİFTÇİ Kirman ÇİFTÇİ
SAÇMA DAVET
Yüksel AĞDAŞ Yüksel AĞDAŞ
BAŞBAKANIN İSRAİLDEN YAKA SİLKMEYE HAKKI VAR MI?
Paşa DURAK Paşa DURAK
Bir umuttur yaşatan insanı aldım elime sazımı...

SON DAKİKA HABERLERİ

www.asiksenlikliler.com
RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Altyapı: MyDesign Haber Sistemi