2007 yılında kocasından dayak yiyen bir bayanın savcılığa şikayette bulunmasıyla soruşturma başlatan Erzincan başsavcısı ilhan CİHANER ’in rastladığı ilginç deliller ve sonrasında başlattığı İsmail ağa cemaati soruşturması kapsamında tutuklanan cemaat üyelerinin ve hamilerinin, savcıya baskı ve tazyikle olayı örtbas ettirme direktifleri , savcının karşı çıkmasıyla geri tepince savcı kara listeye alındı. İktidara giden yolda önlerine çıkan engelleri mutlaka aşmayı kafasına koyan zihniyet, bir yandan yatay örgütlenmeyi tamamlamaya çalışırken, diğer yandan da dikey yürüyüşünü aksatmadan sürdürüyor. İşte bu yüzden ,tekke , tarikat ve cemaatler çok önemli.
Tekke, tarikat ve cemaatler belki bu medrese felsefesinin doğduğu yerler değildi ama bu düşüncenin ete kemiğe büründüğü,beslenme merkezleri,yaşam pınarlarıydı.Dolayısıyla bu dost ve yandaş oluşumlar hiçbir şekilde ihmal edilemezdi.İşte bu yüzden,sıra dışı olan kavgaların örneklerinden birisini ,beklide en önemlisini gördük.Aynı zamanda,en pervasız müdahaleye karşı ,en cesur tepkiyi ve direnişide.İşin doğrusu umutlandık,yüreklendik,cesaretlendik ve daha önemlisi,bu hoyrat saldırı karşısında yalnız olmadığımızı anladık.
AKP hükümetleri döneminde ,devletin valisi olduğunu unutup,hükümetin militanı gibi davranan vali ve kaymakamları kanıksamıştık lakin özel yetkili başsavcıların AKP militanı gibi davranmalarını yadırgadığımızı belirtip,temsil ettikleri kurumun siciline işlettikleri dip notu ve kurumun kaybettiği,özgüven ve itibarı hiçbir yurtseverin kolay hazmedemeyeceğini belirtmeden geçemeyeceğim.
Şunu unutmamak lazım,kavga ve demagoji ile yangın yerine çevrilen ülkede istikrardan bahsetme masalı her zaman tutmaz.Bu seçim formülü içinde bakarsın ilk seçimde halk mührü başkasına verir.
Şurası bir gerçekki ,AKP ‘nin kendince kırmızı çizgileri var ,olmalıdır da .Lakin ülkede yürütmeyi elinde bulunduran erk’in kırmızı çizgileri ile halkın büyük çoğunluğunun kırmızı çizgileri örtüşmelidir.Aksi halde azınlığın çoğunluk üzerlnde tahakkümü olur,yani rejim sorunu olur ve bütün kurumları kendine göre yapılandırmaya kalkan yürütme,kurumlar arası kavganın fitilini ateşlemiş olur.Tıpkı şimdiki gibi.
Hamaset siyasetçiler için vazgeçilmez olabilir fakat,güç gösterisi için devletin en güvenilir kurumlarının itibarlarını ayaklar altına alırsan,onları dinletirsen,kozmik beynine by pass düzenlersen ,alacağın tepki her zaman aciz ve pısırıkça olmayabilir.Baş savcının,Yargıtay’ın, Danıştay’ın,HSYK’ nın ve diğer yargı mensuplarının gösterdiği ders niteliğinde direnç ve tepki gibi de olabilir.
AB desteği ve ABD himayesinde oligarşik ,sosyal,siyasal, kültürel ve askeri hazırlıklarını tamamlayıp, kusursuz dikta projesini ,post modern yöntemle hayata geçirmeye çalışan AKP tek tek kurumlarda yaptığı uygulamalarla iktidarın parça parça ele geçirilmesinin uygulamasını mı yapıyor acaba.
Görünen o ki,YÖK’le başlayan kavga süreci sivil toplum örgütlerinin tasfiye edilip devre dışı kalmasıyla her geçen gün başka kurum ve kuruluşta devam etmektedir.
Gelinen noktada halkın ve bizlerin memnuniyetsizliğimizden yalnız AKP yi sorumlu tutmak haksızlık olur,halkı onları tercih etmeye zorlayanları görmezlikten gelemeyiz.Her seçim sonrası özeleştiri yapmak yerine,çok az yükselen oy oranını başarı olarak gösterip,halka rağmen iktidara gelmeyi hadefleyen Deniz Baykal,ülkenin ve CHP’nin kendi başkanlığından daha önemli olduğunu görüp kenara çekilip partinin iktidar yolunu açmak zorunda olduğunu anlaması lazım. .Aksi halde atı alan Üsküdar’ı geçer.Masal dinleme yaşımız çoktan geçti.
Öner ŞENLİK