
Karapapah Türkleri Anadolu literatüründe muhtemelen rahmetli Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu’nun çalışmalarından tanınmıştır. Bunu Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu hocamızın tarih çalışmaları münasebetiyle verdiği bilgiler izlemiştir. Daha sonra Mir Hamza ve Nigarilik münasebetiyle yapılan çalışmalar gelmiştir. Bu münasebetle Prof. Dr Yavuz Akpınar’ın çalışmaları zikredilebilir. Daha evvel Prof. Dr. Ensar Aslan’ın Aşık Şenlik münasebeti ile yaptığı çalışmalar ve Aşık Şenlik konulu sempozyumların mevcudiyeti bilinmektedir. Karapaphlar konulu son çalışma S. Dündar ve H. Çetinkaya’ya aittir. Bu arada Karapapahlar gibi Karakalpakları konu edinen kitaplar da hazırlanmıştır. Bilindiği gibi Karapapah veya Terekeme Türkleri Oğuz — Türkmen Türklerinden iken, Karakalpak Türkleri daha ziyade Kıpçak karakterli Türklerdir.
Bizim bu hususta Karakalpakistan ve Karapapahlar konulu çalışmalarımız halk bilimi içerikli olmuştur. Bu münasebetle Azerbaycan ve Gürcistan basınından halk kültürü mahiyetli yayınlar da tespit ettik. Bu dönemi Karapapah halk kültürü konulu yeni çalışmalarımız izledi. Nihayet Güney Azerbaycan Türk boylarının halk kültürünü incelemeye aldığımız bu çalışmada Karapapahların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış isimli eser ile tanış olduk.
Karapapahlar Türkiye’nin Kars, Muş ve Amasya civarında; Kuzey Kafkasya’nın Derbent, Gürcistan’ın Borçalı ve Karaçöp; Azerbaycan’ın Kazak ve çevresi ile İran’ın Salduz bölgesinde yaşamaktadırlar. Bizim incelememiz halk inançları ağırlıklı olmakla beraber, Karapapah bölgelerine dair tarihî tespitlerin yazımıza alınması fenomolojik gelişmelerin gösterilmesi itibarıyla önem arz etmektedir. Bu nedenle Karapapah Türk tarihinden yazımıza bazı kesitler aldık. Bu yazımızda Güney Azerbaycan Türk halk inançlarını öncelikle ele alınmış olmakla beraber, Karapapah Türk halk inançları bir arada yansıtabilmek bakımından Gürcistan ile ilgili tespitlerimizi de çalışmamıza aldık.
Terakime/ Türkmenlerden geldiği bilinmelerine rağmen Terekeme/Karapapah Türkmenlerinin etimolojisi Terek+eme ’ den yola çıkılarak yapılabilir.Türkler, tevek/ ağaç ismini Kafkasyadaki Tevek Çayı’na da vermişlerdir. Terekemeler muhtemelen hayvancı bir toplum olmadan evvel orman kavmi idiler. Bunlar doğal olarak ağaç işçiliği de yapıyorlardı. Ağaçeri Türk boyunda olduğu gibi Anadolu’da Taktoç Türkmenleri de vardır. Heterodoks oldukları ifade edilen bu toplum da heterodoksolarak biinirdi. Diğer tarafta eski Türk inanç sisteminde ağaç ve orman iyelerinin olduğu bilinmektedir. Orman iyesinin ön plana çıktığı bir inanç çevresinde Tevek eri, ağaç eri, Tahtaç / Tahta eri gibi boy isimleri almış olmaları normaldir. ZiraTürk boylarında kayın gibi bazı ağaç türlerinin mitolojik boyutları var iken, ağaçlara atfedilmiş çeşitli kutsiyeler ve pirler de vardır. Karaçay’da tevekin piri adak adanır, kutsal terekler vardır. Terek’e çaput bağlanır. Anadolu’da onlarca kuru kütüğün ziyaret olarak kutsandığına şahit olduk. Keza Mezar-ı Şerif’te, Afganistan’da, Buhara’da ve Özbekistan’da benzerlerini gördük.
Karapapah ismine gelince, kara ve papah kelimelerinden oluşan bu enomastik isim etnografiden gelmektedir. Kara, büyük ve papah da yün, tiftik veya kuzuderisinden yapılan bir erkek başlığıdır. Çok kere bu kürk kara olur. Karapapah’a başka bir etimolojik izah yapmak nafiledir. Keza Karakalpaklar’da da durum aynıdır. Bu isime Papah’ın yerini,eşanlamlısı olan kalpak almıştır.
Azerbaycan Karapapah Türklerinin halk kültürü itibariyle bu amaçla yazılmış Mürsel İsmail Hekimov’un eseri ile Azerbaycan Folklor Antolojisinin ikinci cildini oluşturan Borçalı Folklorunu inceledik. Azerbaycan’da Karapapahlar ülkenin daha ziyade Kuzeybatısında yani Gürcistan’ın Borçalı bölgesi istikametindeki yörelerde 22-24 köyde yaşamaktadırlar. Ancak hemen belirtelim Azerbaycan’da millet olma süreci Türk boylarının birbirleri içerisinde erimesi dönemini aşmıştır. Kesin sınırları ile bir Karapapah bölgesi belirlemek dogal olarak çok zordur. Borçalı bölge ismi Karapapah veya terekemelik ile o derece özdeşleşmiştir ki İran Türkleri arasındaki Karapapah Türklerinin diğer adı Borçalıdır. Borçalı yerinin adını buradan hareketle bir Türk boyundan aldığı üzerinde durulmaktadır. Borç + Ali veya Bor + Çalı gibi. Gürcistan ve İran’da Borçalılar farklı etnik gruplarla bir arada yaşadıklarından bunların diğer toplumlarla entegrasyonları doğal olarak kolay olmamaktadır.
Hekimoğlu’nun eseri muhtelif başlıklar altında konuyu ele almıştır. Yeni yıl-Nevruz merasimindeki münasebeti ile; Od Çille-beçe Çerşembesi, Su çille- beçe Çerşembesi, Yel çille- Yılın son çerşembesi, Meydan Tamaşa-horraları, Zorhana Tamaşaları anlatılmıştır. Bu anlatımlarda Türk yenigün bayramları bakımından bir folklor yoktur ancak daha yeni ilave malzemeler de verilmiştir. Aile merasimleri başlığı altında nişan, nikah, toy merasimleri anlatılmaktadır. Bu münasebetle;kız bezeme, yapılacak isimlerin görüşüldüğü yemekli görüşmeler, nişan,nikah dönemi, büyük toy, gelinin akarsuya çıkarılması, Gelin ve Kerekinin(Güveyin) ayak açma merasimlerine dair bilgi verilmiştir. Yas Merasimleri bölümünde de yas anlatılmıştır.
Yazar eserinde Ata Deyimleri bölümünde 30 kadar atasözü örneği vermiştir. Birkaç örnek vermek gerekir ise; “Ağacı gameti suyu semti eyer, Allah Odu yaratıp karlığa suyu yaratıp paklığa, Akarsuya dayanma kan güzele inanma” su ile ilgili özlü sözler de derlenmiştir. Örneklemelerle yetiniyoruz. “Su Aydınlıktır” “Su akan yerden bir de akar” “Su içene yılan deymez” bu ve benzerleri Anadoludakilerden farklı değildir.
And-gesemler bölümünde 50 civarında tesbit vardır. Mesela; “And olsun suyun paklığına”, “And ılsun suyun Ayşe-Fatmasına”, “And olsun Gıple bulağına”, “And olsun zemzem suyuna” ,“Bulagların Ahar suyuna and olsun”, “Suyun aharı hakkı”, “Suyun Hıdırı Hakkı”, “Suyun ilahesi hakkı”, “Suyun Kerameti hakkı”, “Son Çarşambaki suyun temizliği hakkı”, “Su falına and olsun”, “Suyun mukaddesliğine and olsun”, “Suyun Körkü hakkı”, “Suyun Melaikesi Hakkı”, “Suyun Piri hakkı”, “Suya çevirdiğin selavata and olsun”, “Abad elinden-abandan su eksik olmasın”, “Ağrı Dualının uğruna pak su çıksın”, “Allah suyunun bol eylesin”, “Allah ekin sepirini susuz koymasın”, “Allah akarsuyunu bulandırmasın”, “Allah balalarının gabagına dirilik suyu çıkarsın”, “Allah arhından suyunu eksik etmesin”,“Allah buz bulağını kurutmasın”, “Akarsu yüzünü Ağ eylesin”, “Bağ-bostanın susuz kalmasın”, “Balan, baht-ikbal suyunda yüzünü yusun”, “Bahar Bayramında su falın cin olsun”, “ Kapından su eksik olmasın”, “Durun suyun bulanmasın”, “Değirmenin susuz kalmasın”, “Zemin susuzluktan kurumasın”, “Köprümü sular seller aparmasın”, “Kent Keseyin su çarıdan korlug çekmesin”, “Kurun Kur aksın”, “Gemin deryada Geng olmasın”, “Kökünden sunan eksik olmasın”, “Gözünekara su gelmesin”, “Gülün çiçeğin susuzluktan sararıp sormasın”, “Su başında keliminin önüne kuzku tutum”, “Suyun sulara karuşsun”, “Suyun Ayşe – Fatması balalarının penahı olsun”, “Su suvadından kız gelin eksik olmasın”, “Su ilahına kurban olum”, “Su falın baht-ikbalini yeyin eylesin” “Tahıl tontan susuz kalmasın” “Çemen-çelin susuz kalmasın”.
Su ile ilgili bu tespitler bir devrin inanç dünyasının günümüze gelen ciddi izleridir. Bir kısmı islami bir giysiye bürünmüştür. Bir kısmı suyun evrensel önemini anlatan yaygın olarak görülebilecek ifadelerdir. Fakat büyük bir kısmı eski Türk inanç sistemindeki su iyesi ile doğrudan ilgilidir. Bu iye bazan Hızır motifi ile birleşmiş ve bazan da gelecek haber veren bir mahiyet kazanmıştır. Bazan alkışlara bazan kargışlara ve bazan da andlarda yerini almıştır.
Yazar eserinde Od ile alkışlar, karkışlar ve andlara dair,tesbitlerini aktarmaktadır. “And olsun od ocağa”, “And olsun ışığa”, “And olsun güneşe”, “And olsun Allahın nuruna”, “Isık hakkı”, “Gökteki Allah hahkı”, “Mahşerin Garisi hakkı” gibi yüzlerce tespit yapılmıştır.
Ayrıca Hızır Nebi inancı ve uygulamaları, Çoban Öymeleri, okşamalar, atasözleri, meseller, meydan tamaşaları konusunda geniş bilgi vermektedir.
Valeh Hacıyev’in toplayıcılığını yaptığı Borçak Folkloru isimli eserde; Mevsim merasimlerine, alkış ve garkışlara, Nagıllara, Boyatulara, Tapmacalara, Atalar sözlerine, Mesellere, Hikmetli sözlere, Efsanelere, Uşak/çocuk folkloruna, Aşıklar ve El şairlerine, Aşık rivayetlerine dair bilgiler vardır.
Türkiye/Terekeme Karapapahlarını en geniş anlatan eser S. Dündar ve H. Çetinkaya’nın çalışmasıdır. Eser dört bölümden meydana gelmiştir.birinci bölümde Terekelerin ad alışlarını ve adlarının etimolojisi, yolları, kökeni, yaşam tarzları, tarihleri gibi hususlara yer verilmektedir. İkinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde tamamen halk kültürü ele alınmıştır. Eserde bir tartışma veya yorumlamadan ziyade bol miktarda halk kültürünün her dalında ayrıntılı bilgi verilmiştir. Terekeme Türk mutfağı ve halk oyunları tanıtılmıştır. Dördüncü bölüm tamamen halk edebiyatına ayrılmıştır. Eser Terekeme Türkleri halk kültürü itibariyle bir hazinedir. Bu geniş malzemenin diğer Türk halklarının kültürleri ile karşılaştırılmaları yapılabilmeleri ona kültür kaynaklarındaki yerlerine işaret edip yorumları yapılabilmeliydi. Esere geniş bir de sözlük konulmuştur. Bu tür alandan yapılmış tespitler için kanaatimizce indeks de konulmalıdır. Böylece tespitlerin hepsi üzerinde analitik çalışma yapılıncaya kadar kültür motifleri üzerinde yapılacak çalışmalar kolaylaşmış olabilir.
Dağıstan Terekemeleri/ Karapapahları Derbent’in kuzey tarafında yaşamaktadırlar. Evliya Çelebi bunları Kaytag Türkleri olarak adlandırmaktadır. Dağıstan’ın Karapapah Türkmen taifeleri bugün; Berekey, Velikent, Cemikent, Padar, Memedkalar, Deli Oban, Selik, Karadağlı, Tatar ve Uluterekele köylerinde yaşamaktadırlar.
İran Karapapah bölgesi; Urmiye Gölü’nün Güneydoğusundadır. Karapapah Türkleri, Sulduz’un Ada, Ar, Ağca, Zeyve, Ağgabeyli, Alagöz, Eminli, Oksar, Baranlı, Balıkçı, Bayramboğa, Bayızara, Biçenli, Beyimgala, Peyecik, Tabiya, Cebeltezekenti, (Dağlık Tazekkent) Demtezekenti (Sulak Tazekent) Tezegala, Toppuzova, Çakal Mustafa, Çiyana, Hacıbağlı, Hacıpugruz, Hacıhanlı, Helebi, Hederava, Hınhına, Helefen, Helefli, Daşdürgezi, Taşdogora, Derbent, Demirci, Dilenciarhı, Saksıtepe, Saral, Sungar (Kartal), Şirvanşahlı, Şirinbulak, Garna, Golad, Galacık, Galalar, Garakasap, Kervansaray, Kamus, Köpekli, Gözayran, Kehriz, Girdegayıt, Göl, Köhül, Gelevan, Gazigürması, Paşaygümovası, Kazakgümovası, Görhana, Lavaşlı, Yukarı, Mehmetşah, Memeli, Memiyent, Yedigar, Yunuslu köylerinde yaşamaktadırlar. Karapapah Dağları, Babahasandağı, Mendihandağı, Sultanyakup dağı, Frengi dağı, Sarıtaş dağı, Memiyent dağları, Lavaşlı dağları, Han Tavuş Dağı’dır. Çayları ise Gedar (Gider) Çayı, Gelevan Çayı (Başlıklı Çay), Gergül Çayı, Mehmet Çayı’dır.”
Sulduz şehrinin nüfuzu 190 bin iken bu miktarın 100 binini Karapapah Türkleri oluşturur. Şehirdeki Kürtler Şafi, Karapapahlar ise, Esna-i eşer (12 İmamlı) Şiî Caferî Müslümandır. Karapapahların büyük çoğunluğu Azerbaycan’dadır. Bunları 500 bin civarındaki Gürcistan Karapapahları izlemektedir. Kesin miktarları bilinmemekle birlikte Türkiye Karapapahlarının miktarı İran’da yaşayanlardan az değildir. Derbent bölgesi Türklüğünün ise sadece bir kısmı Karapapahtır.
Karapapah Türkleri İran’da yaşamakta oldukları bölgeye 1810-1825 yıllarında gelmişlerdir. Bugünkü Karapapah bölgesini Karapapahlara Fethalı Şahın oğlu Abbas Mirze tarafından bir fermanla verilmiştir. Evvelce burası büyük ölçüde boş bir alan iken, Sulduz ve çevresi Karapapah Türklerinin yöreye gelişleri ile şenlenmiştir. Şehrin kurucuları Karapapahlardır. Karapapahlardan evvel bölgede Akkoyunlular, Afşarlar ve Mukaddemler (Beydili) bazı köyler kurmuşlardı. Karapapahlar yerleşik hayat tarzına geçtikten sonra hayvancılıkla birlikte ziraat da yapmaya başlamışlardır.
Karakalpak bölgesinin dip tarihinde Türk bozkır kültürü ile ilgili tespitler yapılmıştır. Hasenli tepesinde yapılan arkeolojik kazılar sonucu, Manna dönemi Ön türklerine dair izler bulunmuştur. Burada bulunan bir kap üzerinde koç kabartmaları tespit edilmiştir.
Karapapah Türkleri bu bölgeye Barçak (Hamedan ve Erak bölgesi) tan 1600’lerde Yareli Ağa (Allahyar Han) başkanlığında Derbent’e gelmişlerdir. Şah İsmail Karapapahları 3 bin hane olarak, bu bölgedeki Türk nüfusunu oluşturmak için yerleştirmiştir. Buradaki Karapapah köyleri, Dehene, Derbent (Derbentağzı), Ağcagala, Mahalı Pembeh, (Pembek bölgesi) ve Lori’dir. Karapapahlar burada 1800 yıllarına kadar tarım ve hayvancılık yapmışlar, 1800’lerde Karapapah il Başkanı Mehti Bey bölge başkanı olmuş, 1810-1815 yıllarında Kars ve Revan’da Mehdi Beye bağlanmışlardır. 1813’te Rus Çarlık yönetimi ile Kaçar Türk Devleti arasındaki savaşlar sonucunda bölge Rusların eline geçince, Rus yönetimini protesto eden Karapapahlar Osmanlı Türk bölgesine, Kars ve civarına geçmişlerdir. Oradan da Sulduz’daki şimdiki yurtlarına göçmüşlerdir. Karapapahlara bu isimleri Kars’ta giyindikleri papağının renginin Kara oluşu sebebi ile verilmiştir. Bize göre, papahları büyüktür. Zira, karanın bir anlamı da büyüktür. Karapapah Türkçesi Azerbaycan Türkçesinin bir ağzı olarak bilinmektedir.
Türk boylarının yaşamakta oldukları bölgeler; Karagözlüler; Hemadan ve Çevresindeki Afşar ve Kızılayak Türkleri; Esedabad tarafında Kaşgaykar; Şiraz vilayetinde Bahtiyariler Huzistan Eyaletinde, Boyat ve Kaçarlar; Sultanabad etrafında, Yomut Türkmenleri, Gümüştepe bölgesinde ve Hazar sahillerinde, Afşarlar: Urmiye Gölü, Soyukbulak, Kirmanşahlar, Kengerleri/Kengerliler Kirmanşahlar yöresinde, Kocabeyli,Şahseven, Tekeli, Muganlı, Kurdbetli, Sapanlı, tahtakapılı; Karabağ tarafında İranlı Karabağ bölgesindedir.
Arazoğlu, Türk Vatanı Büyük Azerbaycan tariflerken bu coğrafyanın içerisinde Borçalı bölgesini de tarihlemekte ve onu sınırları güneyde Urumiye gölünden Irak Türkmenlerinin yaşadığı topraklara kadar uzadığını belirtmektedir.Bu derece geniş bir coğrafi alan bize Borçalının sadace yer adı olmayıp bir Türk boyu olabileceğini düşündürüyor. Iran Türk boyları tasnifinde Karapapah/ Terekemelere Borçalı denmiş olması sadece Gürcistan’daki Borçali’den kaynaklanmış olmayabilir.
Karapapah Türklerindeki sosyal yapı teşkilatı Kaşgayi ve Taliş Türklerinin yapılanması ile büyük ölçüde aynilik arz etmektedir. Karapapahlarda “ata evlilik” ataerkil aile tipi vardır. Sosyal yapılanma; kişi, hane, oba, tayfa, tire, kabile, el şeklindedir. En üst sosyal yapı “Karapapah eli”dir.
Karapapahlarda iki tür evlenme vardır. Bunlar; kız kaçırarak evlenme ve şer’î evlenmedir. Şer’î evlenme türü normal olan ve sık rastlanan evlenme türüdür. Kız istemeye oğlan tarafından azami beş kişi ile gidilir. Kız evi ziyareti akşamdan sonra olur. Karapapah Türklerinde de başlık ve kebin vardır. Karapapahlar da yallı oynarlar. Bu dönemde karşılıklı “şah - vezir” türünden oyunlar oynanır. Perşembe günü öğleden sonra gelen gelinin uğurlu olacağına inanılır.
Güney Azerbaycan Karapapahları Sulduz’a gelmeden evvel başlarına kalpak giyerlerdi. Uzun etekli bir ceketleri ve ağ (ak-beyaz) bir gömlekleri olurdu. Bellerine bir “şal” bağlarlardı. Kadınlar ise çereke giyer, araşgın denilen bir tür kofik veya fes takalardı. Sedde (beyaz bir örtü) den olurdu. Ayrıca sallama (tül), gelgel (kofiliğin etrafına sarılan kordon türünden bir ip) arkalık (ceket türünden bir giysi), tuman, küllece (kadın gömleği olup etekleri dize kadar uzanır) alt tuman (atta giyilen tuman) kullanılırdı.
Karapapah Nevruz bayramı uygulamaları diğer İran Türklerinin kutlamalarından farklı değildir. Nevruz Kuzey Azerbaycan, Aras ve Kür vadileri, Borçalı, Karaçöp, Erbil, Nahçıvan -Azerbaycan, Derbent bölgelerinde büyük ölçüde aynılık arz eder.
Karapapah Türkleri çevreleri ile uyumlulukları ile bilinirler. Dürüst ve mert insanlardır. Sosyal ilişkileri güçlü bir toplumdur. Onların karakterlerini yansıtan sözler, “Düz ol, Allah düziylendir” (sen dürüst ol, Allah dürüstün yanındadır.) “Sen yahşı ol, balıh da bilmese halık bilir” çok yaygındır.
Bir Karapapah Türkü ile yol gitmek, arkadaşlık yapmak onunla bir arada olmak isteniyor ise, ona tahakküm edilmemeli, dostlukla diyalog kurulmalıdır. Karapapah bayatıları onların ruh hâllerini anlatmaya yetmektedir.
“Karapapah elimdi
Türki ana dilimdir.
Agadeyin Galası
Menim çenli (çamlı) belimdir.”
Sulduz yöresi Karapapah Türklerinde insanlar toplu hâlde iseler herhangi bir şey açıktan sayılmaz. Sayılması hâlinde bereketinin kaçacağına inanılır. Sayılmayı önlemek için “beni sayanı kurt yesin”denilir. İğde ağacının çiçeklenmesi esnasında, “dul arvadın bahtı açılır” inancı vardır.
Saymanın bereketi kaçıracağı inancı Anadolu ve Kuzey Mezopotamya Türk halk inançlarında da vardır. İşyeri kasasında ve cüzdandaki para son kuruşuna kadar sayılmaz. Gerçek rakam mecbur kalınmadıkça dışarıya açıklanmaz.
İran Karapapah Türklerinde ateşin üzerine soğuk su dökülmez. Dökülmesi hâlinde cinlerin suyu dökeni çarpacağına inanılır. Cinlerin demirden korktuğu inancı vardır. Al arvadı inancı Karapapahlarda da vardır. Boş silâh muhatabına doğru tutulmaz “şeytan doldurur” denir.













.jpg)





















