Avni Bavaş
KÖYLÜYÜ DÜŞTÜĞÜ YERDEN KALDIRMAK
Tarih : 2011.12.31  16:51:33
DAMADIN DAYISINDAN GELİNE BİR BALYA OT, DAMADA BİR BARDAM SAMAN
Size Ardahan'dan selam getirdim. Gençler Levent Kırca'nın, espirilerinden etkilenerek, kendileri nezdinde bölge halkının trajikomik durumlarını yukarıda ki tek cümlelik espiriyle özetliyorlar.
Ben ise, size her ne kadar İstanbul da oturuyorsam da, kendimi bu acıklı kitlenin bir ferdi olarak gördüğüm, Ardahan ve Kars köylüsünün bu sene yaşadığı dramı gördüğüm gibi anlatacağım.
Aralık ayı içerisinde 20 gün kadar memleketim Ardahan da kaldım. Ardahan, Kars, Ağrı, Bingöl, Erzurum gibi Doğu Anadolu köylülerinin tek geçim kaynağı, hayvancılıktır. Bölge halkı, geçimi konusunda her yıl şöyle bir hesap yapar. Örneğin bizim Çıldırın köylerinde ortalama bir ailenin diyelim 30 kadar büyükbaş hayvanı olsun. Bu aile hayvanlarından 10 tanesini sonbaharda (mutlaka) satarak, bu parayla ailesinin yıllık ihtiyacını karşılamayı ve damızlık olarak ayırdığı diğer 20 tanesinin varsa, ot, saman eksiğini tamamlar. Yıllardır böyledir. Ucuz paha o, 10 taneyi (mutlaka) satması gerekir. Ancak bu sene hesaplar şaştı, çarşıya uymadı. Köylü bu yıl hayvanlarını satamadı. Pazara götürdü, tüccar yada bir vatandaşın, almasını bekledi. Ancak almak bir yana, fiyat veren, yada sen burada ne arıyorsun? diye soran dahi olmadı.
Suriye'ye her yıl ciddi hayvan ihraç edilirdi, orayada durduk yerde birileri adına horozlandığımız için o kapıda kapandı.
Artık köylünün tek ümidi Kurban Bayramı idi. Hiç değilse İstanbul da bir kısmının satılabileceğini hayal ediyorlardı. Burada da, hükümetimiz, İstanbul nüfusunun üçte ikisini oluşturan Avrupa yakasının, kurbanlık ihtiyacı olan yaklaşık 100 bin canlı hayvanı, Macaristan, Romanya, Bulgaristan, Hollanda ve hatta Latin Amerika ülkelerinden temin etmeyi uygun görmüş, ama Anadolu hayvanlarını Rumeli yakasına girmeyi sakıncalı bulmuştu. Acaba bu yasağı delebilirmiyim diye gelen binlerce kamyon kurbanlık, Fatih S.Mehmet Köprüsünden geri dönmüştü. Onca nakliye masraflarıda cabası. Yani Doğu Anadolu köylüsünün son umudu da tükenmişti.
Köylüler ihtiyaçı olan parayı temin edemedikleri gibi üstelik satmayı düşündükleri, ama ellerinde patlayan bu 10 hayvana bakmak zorunda kalıyorlar. Bunlar için (yem pahalı olduğundan) ot, saman tedarik etmeleri gerekiyor. Kendi bölgesinde bulmaları mümkün değil. Çünkü herkes aynı durumda. Yani satacak fazla ot ve samanı yok. Üstelik parada yok. Son çare, Samsun, Amasya, Adana, Konya illerinden kilosu 60 kuruşa kadar çıkan fiyatla, bu 10 hayvanı yaza çıkaracak samanı yaklaşık 4000 ila 5000 TL para ödeyerek bulan bir azınlık var. Büyük çoğunluk bekliyor ve hala ne yapacağını bilmiyor. Hükümet cephesinden ise çıt yok. TBMM nin vekilleri ise kendilerine ait kıyak emeklilik maaşlarını kaymaklı hale getirecek, gece yarısı evet demek için iki elini birden kaldırmakla meşguller. Kısaca köylü, kendi ifadesiyle, yıkıldık diyor. Bizi artık Levent Kırca'da güldüremez.
Bütün bu olumsuzluklara ve üzüntülere rağmen, bu durumu iyi okuyan yeni bir anlayışa şahit oldum. Bu durumu, üretime ve üreticiye sırtını dönen, gayri milli, neo liberal, ithalata dayalı, sıcak parayla günü kurtaran siyası zihniyetin yarattığını görmeleridir. Yani düşürüldükleri durum ve yedikleri kazığın farkındalar. Ve düştükleri yerden ellerinden tutup kaldıracak iradenin, önceleri acaba diye tereddüt ettikleri, şimdi ise emperyalist bir komployla ve bir proje kapsamında zindanlarda tutsak edilmek istenen, 1923 İzmir İktisat Kongresi kararlarında ki Kamucu, Halkçı ekonomik program ile İşçi Partisinin, Üreten Başı Dik Türkiye programı ve siyasi iradelerdir. Benimde anladığım, ekonomik hayatta tek geçerli gerçek Üretimdir. İşte Türk köylüsünün istediği de budur.
Avni Bavaş/ Avcılar
avnibavas@hotmail.com
184 kez okundu
Yazarın Diğer Yazıları
Aktif Ziyaretçi: 7 Bugün Gelen: 248 Dün Gelen: 465 Toplam Ziyaretçi: 101489