Talat KANBİR
ÇOK ÖZLEDİM
Tarih : 2012.01.14  18:56:47

ÇOK ÖZLEDİM

Giriş Öncesi Not: Bu yazıyı okuyacak genç arkadaşların yazıyı anlayabilmeleri için 78 Kuşağından birini bulup onunla okumalarını tavsiye diyorum…

                At izi il it izinin bir birine karıştığı, kimin kime vurduğu, kimin kimden intikam almaya çalıştığının anlaşılamadığı, toplumu yönetenlerin yönettikleri toplumu iki böldükleri, yazarını, sanatçısını, siyasetçisini, sporcusunu, askerini içeri tıkıp özel mahkemeler eliyle özel muameleye tabi tuttukları bu günlerde strese girdikçe, mutlu mesut çocukluk günlerimi özledim.

Düşünüyorum da gerçekten mutlu mesut yıllardı yetmişli yıllar. Çok özledim çoook..

Gaz lambasının ışığında anamızın,  biryandan “cehre eğirirken” anlattığı, çoğunlukla korku dolu hikayeleri özledim.

Altı kardeş tek odada yatmayı özledim. Kavga ettiğimizde anamın “teleyin gargudu” ile tırpıştırmasını özledim.

Kışın gece yarılarına kadar aralıktan suyun başına kadar “hızeh” kaymağı özledim.

Baharda  çelih-çubuk oynayıp, kaybedince ceza olarak  taa napzarlardan caminin yanına kadar hacceee çekmeyi özledim.

Birçok oyunda İki-üç kişiye karşı “men ve alagarnım bir”  olup mücadele etmeyi özledim. Hele kaybettiğimde “hele alagarnım sağdı” diye cığızlanmanın keyfini acayip özledim.

Yazın gazoz kapağı, aşık yada misket oynamağı özledim.

“Tapan tapana vermez” ilkesiyle bulduğumuz bir şeyin sahibiyle didişmeyi özledim.

Edilin (rahmetli) hırmanında ve basmanın üstünde geç saatlere kadar top oynamayı çok özledim.

Tek kale maç yapmayı özledim.

Kereyağı (tereyağı değil) sürülüp üstüne azıcık şeker ufalanan yarım tendir ekmeklik “yahmacı” özledim.

Gurudu, goyudu, mediği, hediği, kımıyı, özeği, kovuğu, adoyulu, yemliği, emliği özledim. Birde kereyağa yumurta gayğanağı ile çürk kuymağını çok özledim.

Hengeli, haşılı, kaymağı, kuymağı, keteyi, neziyi, feselliyi özledim.

Heriği, hozanı, tırpanı, dirgeni, dırmığı, pulunu özledim.

Baharda öküz ya da atın çektiği “tapana” harmanda “geme” binmeyi, çift ekerken öküzün boyunduruğuna binip “hodağlık” etmeyi özledim.

Yaylaya öküz “fırğını” ile gitmeyi, garayokuşun başında mola vermiyi, mola yerinde kaymak çiçeği toplayıp yemeği özledim.   

Mehlenin kadınlarının arhaçın mahsulünün paylaşımı sırasında anlaşmazlık tartışmalarını gülümseyerek izlemeyi, “tetan” toplamayı, toplanan tetanı “şele “ yaparak yaylaya getirip akşam sobada yada tendirde yakmanın keyfin özledim.

Kuzu otarmaktan gelince ıslanmış ayaklarımı sıcacık tendire sallayıp uyuklamayı çok özledim.

Kaz kırğın zamanı yaşanan heyacan, işbirliği ve ilk pişirilen çiğer, üreh ve pöteveyi özledim.

Vedireleri, küzeleri ve çiğindirikleri ile su götürmeye gelen köyün kızlarına görünebilmek için su başında gruplar halinde volta atan delikanlıların saflıklarını özledim.

 

Sizlerde özlemediniz mi arkadaşlar. Hangi kuşak daha şanslı ve mutlu acaba? Biz mi dijital kuşak mı?

Bütün Suharalıları çok özledim.

Sevgi ve Hürmetlerimle

 

Talat Kanbir

Ocak 2012 Antalya

114 kez okundu
Yazarın Diğer Yazıları
Aktif Ziyaretçi: 7 Bugün Gelen: 252 Dün Gelen: 465 Toplam Ziyaretçi: 101493